Annesi ve baba gibi gördüğü atabeyinin ihanetiyle zindana düşen Alaeddin, karanlık duvarların ardında tam sekiz yıl geçirir. Onu hayata bağlayan iki büyük düş vardır: Ölümün kıyısındayken kendisine el uzatan yeşil gözlü, sarı saçlı güzel ve babasından miras kalan Selçuklu tahtı. Alaeddin onun canını almaya geldiğini düşünürken kaderi değişir: Selçuklu tahtının yeni sahibi artık odur. Kalonoros Prensesi Destina içinse bu haber bambaşka bir anlam taşır. Konya'da ise Alaeddin'in gelişiyle eski hesaplar yeniden açılacaktır. Tahtta gözü olan kardeşi Melik Celaleddin harekete geçerken, Alaeddin'in zindana düşmesinde payı olan annesi Ümmühan Hatun için de hesap vakti yaklaşmaktadır. Destina'nın rüyası kabusa dönüşürken Alaeddin hâlâ zindanda çizdiği bir çift yeşil gözün sahibini aramaktadır. Tahtta kalabilmesi için önüne hiç beklemediği bir şart konur: Amca kızı Melike Hüma Hatun'la evlilik. Üstelik gölgelerde, yeni sultanı ortadan kaldıracak tehlikeli bir plan çoktan kurulmuştur.
Alaeddin, yıllar sonra geçmişte hayatını kurtaran o gizemli gözlerle yeniden karşı karşıya gelir. Ancak bugün karşısında bir düşman olarak duran Destina, Kalonoros'u ve sevdiklerini korumak için gerçek kimliğini Alaeddin'den gizlemeye çalışır. Konya Sarayı'nda ise dengeler değişmektedir. Anna'nın has odaya alınması, Alaeddin'le evlilik kararını bekleyen Melike için açık bir meydan okumadır. Saraya esir olarak giren Destina'yla Melike'nin karşılaşması, ikili arasında yaşanacak mücadelenin ilk adımı olur. Diğer yandan Alaeddin, kendisine kurulan pusunun ardındaki isimleri ortaya çıkarmak için harekete geçer. Kalonoros'ta çocuklarından haber alamayan Kir Vard ise yıllardır uzak tuttuğu güçlü savaşçı Andreas'ı yeniden göreve çağırır. Artık sarayda herkesin sakladığı bir sır, korumaya çalıştığı bir kişi ve ulaşmak istediği bir hedef vardır.